Çocuğun Cinsel İstismarı Suçu

Bu yazımızda, Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında büyük önem taşıyan ve toplumsal hassasiyeti yüksek bir suç tipi olan çocuğun cinsel istismarı suçu detaylı bir şekilde ele alınacaktır. Bu suçun yasal dayanakları, unsurları, ceza politikası ve yargı kararları ışığında hem sanık lehine hem de aleyhine ortaya çıkabilecek durumları inceleyerek, konuya ilişkin kapsamlı bir bakış açısı sunmayı amaçlamaktayız. Bu konu hakkında bilgi almak için Rize avukat Yusuf İslam Balcı ile iletişime geçebilirsiniz.

Çocuğun Cinsel İstismarı Suçu: Temel Kavramlar ve Yasal Çerçeve

İstismar kavramı, Türk Dil Kurumu’na göre “birinin iyi niyetini kötüye kullanma, sömürme” olarak tanımlanır. Çocuk bağlamında ise istismar, fiziksel, duygusal, ekonomik ve cinsel istismar gibi çeşitli alt başlıkları barındıran geniş bir olguyu ifade eder. Çocuğun cinsel istismarı, yalnızca çocuğun cinsel amaçlarla kullanılması değil, bu tarz bir istismarın teşviki, görmezden gelinmesi veya menfaat elde edilmesi durumlarını da kapsar.

Türk Ceza Kanunu’nda çocuk, henüz on sekiz yaşını doldurmamış kişi olarak tanımlanmaktadır (TCK m.6/1-b). Çocukların korunmasız ve savunmasız yapısı nedeniyle, kanun koyucu onların cinsel dokunulmazlığını özel olarak koruma altına almıştır.

Cinsel istismar suçu, 5237 sayılı TCK’nın “cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar” başlıklı altıncı bölümünde 103. maddede düzenlenmiştir. Bu düzenleme, 765 sayılı Eski Türk Ceza Kanunu’ndaki (ETCK) “ırza geçme”, “ırza tasaddi” ve “sarkıntılık” gibi suç tiplerinin yerini alarak, daha birey odaklı bir koruma anlayışını benimsemiştir. TCK’daki bu suçla korunan hukuki değer, çocuğun cinsel dokunulmazlığı ile birlikte ruh ve beden bütünlüğüdür. Amacı ise çocuğun cinsel gelişimi ve sağlığının sağlıklı bir şekilde tamamlanmasını sağlamaktır.

Cinsel İstismar Suçunun Maddi Unsurları ve Mağdur Profili

Konu ve Mağdur: Cinsel istismar suçunun konusu, yaşayan bir çocuğun vücududur; bu kapsamda sadece cinsel bölgeler değil, çocuğun bedeni bir bütün olarak ele alınmalıdır. Mağdur ise yalnızca 18 yaşını doldurmamış kişiler olabilir.

Kanun, mağdurları yaşlarına ve fiili algılama yeteneklerine göre iki gruba ayırmıştır:

  • Birinci grup: On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklar. Bu gruba karşı “her türlü cinsel davranış” istismar sayılır.
  • İkinci grup: On beş yaşını tamamlamış ve algılama yeteneği gelişmiş çocuklar. Bu gruba karşı ancak “cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar” istismar suçu oluşturur.

Algılama yeteneğinin gelişmemiş olması; yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağırlık ve dilsizlik gibi nedenlerle fiilin cinsel niteliğini ve sonuçlarını anlamamayı ifade eder. Uygulamada, 15-18 yaş grubundaki çocukların algılama yeteneğinin araştırılmasının yargılamayı uzatacağı ve zorunlu olmadığı görüşü mevcuttur.

Evli Çocuklar ve Mağduriyet: Evlilik yoluyla ergin kılınan 18 yaş altı çocuklara karşı eşleri tarafından rıza dışı cinsel davranışların hangi suçu oluşturduğu tartışmalıdır. Öğretideki yaygın görüş, çocuğun yaşı esas alınarak, bu tür davranışların TCK m.103 kapsamında cinsel istismar olarak değerlendirilmesi gerektiği yönündedir. Yargıtay da evlilikle ergin kılınsa dahi 18 yaşını doldurmamış mağdura karşı işlenen eylemlerin çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturacağını kabul etmektedir. Bu, sanık aleyhine bir durumdur, zira cinsel saldırı suçuna kıyasla daha ağır cezalar öngörülebilir ve şikayete tabi değildir.

Hareket (Cinsel Davranış): Suçun hareket unsuru, çocuğun cinsel yönden istismar edilmesidir. Sanık lehine ve aleyhine durumlar bu unsurun yorumunda ortaya çıkar:

  • Sanık Lehine Durum – Fiziksel Temas Şartı: Baskın görüşe göre, cinsel istismar suçunun oluşabilmesi için mağdurun vücuduna fiziksel temasın olması zorunludur. Bu, cinsel taciz suçundan temel farktır. Yargıtay da bedensel temas içermeyen hareketleri genellikle cinsel istismar suçu kapsamında değerlendirmemekte, bunun yerine TCK m.105’teki cinsel taciz suçunu kabul etmektedir. Bu durum, sanık açısından daha hafif bir ceza yaptırımıyla karşılaşma potansiyeli taşıdığı için sanık lehine bir durum oluşturur. Temas olmadan gerçekleşen eylemler, örneğin internet üzerinden cinsel içerikli konuşmalar, genellikle cinsel taciz olarak kabul edilir ve bu taciz çocuğa karşı işlendiğinde dahi TCK m.105/2-d’deki nitelikli hal uygulanmamaktadır, zira çoğu zaman çocuğun rızasıyla başlayan bir manipülasyon söz konusudur.
  • Sarkıntılık Düzeyindeki Cinsel İstismar: TCK m.103/1’de belirtilen “sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde” ifadesiyle, ani ve kesintili bedensel temas içeren cinsel davranışlar daha az cezayı gerektiren bir hal olarak düzenlenmiştir. Eğer failin hareketi bu nitelikteyse, temel cinsel istismar suçuna göre daha az ceza alacaktır, bu da sanık lehine bir durumdur. Ancak fiilin devamlılık arz etmesi halinde “sarkıntılık” değil, suçun temel şeklinden sorumluluk doğacaktır.

Fail: Çocuğun cinsel istismarı suçunun faili kadın, erkek, çocuk veya yetişkin herkes olabilir. Failin kendisinin de çocuk olması halinde kusurluluğu etkileyen hallerden yaş küçüklüğü dikkate alınır. Ayrıca, “sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır” düzenlemesi, fail çocuk olduğunda sanık lehine bir şikayet koşulu getirmiştir. Öğretide, akran çocuklar arasında karşılıklı rıza ile gerçekleşen cinsel eylemlerin cezalandırılmaması gerektiği, Lanzarote Sözleşmesi’nin de bu yönde olduğu görüşü bulunmaktadır, bu da potansiyel olarak sanık lehine bir yorum alanı sunabilir.

Cinsel İstismar Suçunda Manevi Unsur ve Sanık Lehine Durumlar

Kast: Cinsel istismar suçu, kasten işlenebilen bir suçtur; doğrudan veya olası kast ile işlenebilir. Kast, suçun maddi unsurlarını, özellikle mağdurun yaşını, cinsel davranışın niteliğini ve iradeyi etkileyen bir nedenin olup olmadığını kapsamalıdır. Yargıtay, basit cinsel istismar suçunda failde özel kast (cinsel arzuların tatmin amacı veya mağdurun cinsel güdülerini hareket ettirme amacı) bulunmasını yeterli bulurken, nitelikli hallerde genel kastın yeterli olduğunu kabul etmektedir.

Sanık Lehine Durum – Yaş Konusunda Hata: Suç tipinde yer alan unsurlara ilişkin yanılma, kastı ortadan kaldırabilir. Özellikle failin mağdurun yaşı konusunda hataya düşmesi durumu önemlidir. Yargıtay, failin mağdurun yaşı konusunda hataya düşmesi halinde hata hükümlerinden (TCK m.30/1) yararlanabileceğini kabul etmektedir. Örneğin, mağdurun nüfus kayıtlarına göre reşit olması, ancak gerçekte reşit olmadığının sonradan ortaya çıkması durumunda fail bu yanılgıdan yararlanabilir. Bu durum, sanığın kusurlu sayılmayarak ceza almamasına veya daha az ceza almasına yol açabileceği için sanık lehine önemli bir durumdur. Ancak, hata yargılamada dikkatlice ele alınmalı ve failin savunması somut olayla desteklenmelidir.

Hukuka Aykırılık ve Rıza: Cinsel istismar suçunda mağdurun rızasının hukuki niteliği tartışmalıdır. Bir görüşe göre rıza, hukuka aykırılığı ortadan kaldıran bir sebeptir; diğer görüşe göre ise, eylemin tipikliğine ilişkin bir unsurdur. TCK m.103/1-a kapsamındaki 15 yaşını tamamlamamış çocukların cinsel istismara rızaları kesin olarak geçersizdir. Ancak, 15-18 yaş arasındaki, fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişen çocukların rızası, cinsel ilişkiye girmeyen cinsel davranışlar için geçerli olabilir. Eğer rıza varsa ve koşullar oluşmuşsa, cinsel istismar yerine “reşit olmayanla cinsel ilişki” suçu (TCK m.104) gündeme gelebilir. Bu, sanık açısından suçun niteliğinin değişmesi ve ceza indirimine yol açabilecek potansiyel bir sanık lehine durumdur. Ancak, manipülasyon sonucu oluşan bir rıza varsa bu geçerli sayılmayacaktır.

Cinsel İstismar Suçunun Nitelikli Halleri (Sanık Aleyhine Durumlar)

TCK m.103’ün devam eden fıkraları, suçun nitelikli hallerini düzenleyerek faile daha ağır cezalar öngörmektedir. Bu haller, genellikle sanık aleyhine sonuçlar doğurur:

  • Mağdurun On İki Yaşını Tamamlamamış Olması: Mağdurun 12 yaşından küçük olması halinde, verilen ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan, organ veya sair cisim sokulması durumunda ise on sekiz yıldan az olamaz. Bu, sanık aleyhine ciddi bir ağırlaştırıcı nedendir.
  • Vücuda Organ veya Sair Cisim Sokulması (TCK m.103/2): Cinsel istismarın vücuda organ (el, parmak, dil gibi cinsel özellik taşıyan) veya sair cisim sokulması suretiyle işlenmesi, suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halidir. Cismin veya organın sadece bir kısmının girmesi dahi bu hali oluşturur. Yargıtay’a göre, vücuda sokulmak istenen organ ile içine sokulmaya çalışıldığı vücut bölgesinden en az birinin cinsel özellik taşıması gerekmektedir. Sanık aleyhine bir durum olan bu nitelikli hal için failin 16 yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezası alması öngörülür.
    • “Sokma” ve “Sokturma” Ayrımı: Failin mağdura kendi organını veya sair cismi sokturması durumunda (mağdurun kendi kendine sokması), bu durumun nitelikli hal kapsamına girip girmeyeceği tartışmalıdır. Öğretideki bir görüşe göre, TCK metnindeki “sokulması” ifadesinden hareketle “sokturma” eyleminin nitelikli halin uygulanmasına elverişli olmadığı, dolayısıyla temel şekilden cezalandırılması gerektiği savunulur. Bu, sanık lehine bir yorum olabilir. Ancak diğer bir görüş, dolaylı faillik yoluyla nitelikli halin gerçekleştiğini savunmaktadır.
  • Cebir veya Tehdit (Birinci Grup Çocuklara Karşı) ve Silah Kullanma (İkinci Grup Çocuklara Karşı) (TCK m.103/4): Birinci grup çocuklara karşı cinsel istismarın cebir veya tehditle işlenmesi, ikinci grup çocuklara karşı ise silah kullanılarak işlenmesi cezayı yarı oranında artırır. Tehdidin suçun işlenmesinden sonra, ortaya çıkmasını engellemek amacıyla yapılması durumunda ise ayrı bir suç oluşturacağı ve bu nitelikli halin uygulanmayacağı Yargıtay kararlarıyla belirtilmiştir.
  • Failin Sıfatı (TCK m.103/3-c, d, e): Failin üçüncü derece dahil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde olması, üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen olması, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişi olması, kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanması, cezayı yarı oranında artırır. Bu durumların tamamı sanık aleyhine ağırlaştırıcı nedenlerdir, zira failin mağdur üzerindeki güven veya otoritesini kötüye kullanmasını engellemeyi amaçlar.
  • Birden Fazla Kişi Tarafından Birlikte İşleme (TCK m.103/3-a): Cinsel istismarın birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi cezayı yarı oranında artırır. Bu durum, mağdurun savunma şansının azalması ve tehlikenin artması nedeniyle sanık aleyhinedir.
  • Zorunlu Toplu Yaşam Ortamının Sağladığı Kolaylıktan Faydalanma (TCK m.103/3-b): Kışlalar, öğrenci yurtları, cezaevleri, hastaneler gibi insanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğu bulunan yerlerde suçun işlenmesi cezayı yarı oranında artırır. Bu da sanık aleyhine bir durumdur.
  • Netice Sebebiyle Ağırlaşan Haller (TCK m.103/7): Cinsel istismarın mağdurun bitkisel hayata girmesine veya ölümüne neden olması halinde, faile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir. Bu, suçun en ağır halidir ve sanık aleyhine en ciddi sonuçlardan biridir. Failin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması halinde ise ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır, bu da sanık aleyhine ayrı bir ceza demektir. Ancak failin bu ağır neticeleri öngörmemiş veya istememiş olması durumunda dahi, en azından taksirle hareket etmiş olması yeterli sorumluluk için yeterli görülmektedir.

Özel Görünüş Biçimleri ve Sanık Lehine/Aleyhine Durumlar

  • Teşebbüs (TCK m.35): Cinsel istismar suçu, sırf hareket suçu olmasına rağmen, hareketin parçalara bölünebildiği hallerde teşebbüsten sorumluluk doğabilir. Özellikle vücuda organ veya sair cisim sokmaya yönelik nitelikli hale teşebbüs mümkündür.
    • Sanık Lehine Durumlar: Failin elinde olmayan nedenlerle, örneğin iktidarsızlık veya sertleşme problemi nedeniyle nitelikli cinsel istismarı tamamlayamaması halinde Yargıtay, nitelikli hale teşebbüsten cezalandırma yerine suçun temel şeklinden cezalandırmayı kabul etmektedir. Bu, sanık lehine bir sonuçtur.
  • Gönüllü Vazgeçme (TCK m.36): Failin, suçun icra hareketlerinden gönüllü vazgeçmesi veya kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını engellemesi durumunda teşebbüsten cezalandırılmaz. Ancak o ana kadar yapılan hareketler esasen bir suç oluşturuyorsa o suçtan cezalandırma söz konusu olur.
    • Sanık Lehine Durumlar: Eğer fail, daha ağır bir suçun nitelikli haline teşebbüsten gönüllü olarak vazgeçerse, tamamlanan kısım daha hafif bir suç (örneğin temel cinsel istismar veya sarkıntılık) ise, o daha hafif suçtan sorumlu tutulur. Bu da sanık lehine bir durumdur.
  • İştirak (TCK m.37): Birden fazla kişinin suça katılması mümkündür. Cinsel istismarın birden fazla kişi ile birlikte işlenmesi nitelikli bir hal olduğundan, müşterek faillik hükümleri uygulanır. Failin çocuk olması ve diğerlerinin yetişkin olması durumunda da iştirak hükümleri geçerlidir.
    • Sanık Lehine Durumlar: Bazı durumlarda, çocukların gayri resmi evliliklerinde ebeveynlerin hatası veya cebrine ilişkin iddialar, ebeveynlerin kastının bulunmadığına yönelik yargı kararlarıyla sanık lehine yorumlanabilmiştir. Ancak bu kararlar eleştirilmektedir.
  • İçtima (Suçların Birleşmesi):
    • Zincirleme Suç (TCK m.43): Failin aynı suç işleme kararı kapsamında, farklı zamanlarda aynı mağdura karşı birden fazla cinsel istismar suçu işlemesi halinde zincirleme suç hükümleri uygulanır. Bu durumda tek ceza verilir, ancak bu ceza artırılır.
    • Diğer Suçlarla İçtima:
      • Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma (TCK m.109): Eğer mağdurun özgürlüğünün kısıtlanması, cinsel istismar suçunun doğal bir sonucu ise, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu oluşmayacaktır. Bu, sanık lehine bir durumdur. Ancak eğer hürriyetten yoksun bırakma, cinsel istismar süresini aşan veya ayrı bir amaçla yapılmışsa, her iki suçtan ayrı ayrı cezalandırma (gerçek içtima) söz konusu olur.
      • Kasten Yaralama (TCK m.86): Eğer cinsel istismar için başvurulan cebir veya şiddet, kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olursa (TCK m.87), ayrıca kasten yaralamadan da cezalandırılır. Basit yaralama durumunda ise ayrı ceza verilmez, istismarın cezasında alt sınırdan uzaklaşılarak takdir edilir.
      • Müstehcenlik (TCK m.226/3): Cinsel istismarın pornografik malzeme üretimi amacıyla işlenmesi halinde, iki suçtan ayrı ayrı cezalandırma (gerçek içtima) söz konusu olabilir.
      • Kasten Öldürme (TCK m.81): Cinsel istismar suçunun gizlenmesi amacıyla mağdurun öldürülmesi durumunda, nitelikli kasten öldürme ve cinsel istismar suçundan ayrı ayrı cezalandırma (gerçek içtima) söz konusu olacaktır. Bu, sanık aleyhine en ağır sonuçlardan biridir.

Yaptırım, Muhakeme ve Zamanaşımı

Yaptırım: Çocuğun cinsel istismarı suçunda öngörülen hapis cezaları oldukça ağırdır. Sarkıntılık üç yıldan sekiz yıla, temel şekli sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezasını gerektirirken, vücuda organ veya sair cisim sokulması on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezası ile cezalandırılır. Nitelikli hallerde cezalar yarı oranında artırılır. Mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü halinde ise ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.

Muhakeme: Çocuğun cinsel istismarı suçu kural olarak re’sen soruşturulur ve kovuşturulur, yani şikayete bağlı değildir. Ancak önemli bir sanık lehine istisna bulunmaktadır: “Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır”. Bu durumda şikayet hakkına sahip olanlardan herhangi birinin şikayeti yeterlidir, ancak şikayetten vazgeçme durumunda şikayet eden kişinin iradesi esas alınır. Cinsel istismar suçu, uzlaşmaya tabi suçlardan değildir.

Dava Zamanaşımı: Suçun temel şekli için dava zamanaşımı süresi 8 yıldır (TCK m.66/1-e). Ancak nitelikli hallerde bu süre 15 yıl olacaktır. Ayrıca, failin üstsoy veya hüküm ve nüfuzu olan bir kimse tarafından işlenen suçlarda dava zamanaşımı süresi, çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar. Bu durum, suçun uzun yıllar sonra dahi kovuşturulabilmesine olanak tanıdığı için sanık aleyhine bir düzenlemedir.

Çocuğun Cinsel İstismarında Sanık Lehine Durumlar (Özet)

Yukarıdaki detaylı incelemeden de anlaşılacağı üzere, çocuğun cinsel istismarı gibi ağır bir suç tipi dahi, hukukun genel ilkeleri ve özel düzenlemeler çerçevesinde sanık lehine yorumlanabilecek veya ceza indirimine yol açabilecek bazı durumları barındırmaktadır. Bunlar:

  • Fiziksel Temasın Yokluğu: Bedensel temas içermeyen eylemlerin cinsel istismar yerine daha hafif bir suç olan cinsel taciz olarak değerlendirilmesi.
  • Sarkıntılık Düzeyinde Kalma: Ani ve kesintili eylemlerin temel cinsel istismar suçuna göre daha az ceza gerektiren “sarkıntılık” olarak kabul edilmesi.
  • Sanık Çocuk Olması Halinde Şikayet Şartı: Sarkıntılık düzeyinde kalan suçun failinin çocuk olması durumunda soruşturma ve kovuşturmanın şikayete bağlı olması.
  • Mağdurun Yaşında Hata: Failin, mağdurun yaşı konusunda kaçınılmaz bir hataya düşmesi durumunda ceza verilmemesi veya indirim uygulanması.
  • Gönüllü Vazgeçme: Failin suçu tamamlamaktan gönüllü olarak vazgeçmesi halinde, o ana kadar işlediği fiilin daha hafif bir suç olması durumunda sadece o suçtan cezalandırılması.
  • “Sokturma” Eyleminin Yorumu: “Vücuda organ veya sair cisim sokulması” nitelikli halinde, failin mağdura kendi kendine organ veya sair cisim sokturması durumunda, bunun nitelikli halin kapsamına girip girmediği tartışması, bazı yorumlarda sanık lehine temel suçtan sorumluluğa yol açabilir.
  • İktidarsızlık Durumu: Failin iktidarsızlık nedeniyle nitelikli cinsel istismarı tamamlayamaması halinde, nitelikli hale teşebbüs yerine temel cinsel istismar suçundan cezalandırılması.
  • Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılmanın İçtima Tartışması: Özgürlük kısıtlamasının cinsel istismarın doğal bir sonucu olduğu durumlarda ayrı bir kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu oluşmaması.
  • Haksız Tahrik: Tartışmalı olsa da, bazı durumlarda haksız tahrik hükümlerinin uygulanabileceğine dair görüşler.

Sonuç

Çocuğun cinsel istismarı suçu, Türk Ceza Kanunu’nda çocukların cinsel dokunulmazlığını koruma altına alan ve ciddi yaptırımlar öngören karmaşık bir suç tipidir. Hem mağdurun hassasiyetini gözeten hem de sanık haklarını teminat altına alan bir denge, hukuk sistemimizin temelini oluşturur. Bu suçun hukuki detayları, failin kastından mağdurun yaşına, eylemin niteliğinden eklenen ağırlaştırıcı ve hafifletici hallere kadar geniş bir yelpazeyi kapsar.

Her somut olayın kendine özgü koşulları ve delil durumu, bir ceza davasının sonucunu doğrudan etkileyecektir. Bu nedenle, çocuğun cinsel istismarı suçlamasıyla karşı karşıya kalan veya bu tür bir olayın mağduru olan kişilerin, alanında uzman bir avukattan hukuki destek almaları büyük önem taşımaktadır. Hukukun bu karmaşık alanında doğru adımların atılması, adil bir yargılamanın ve hakkaniyetli bir sonuca ulaşılmasının anahtarıdır.

Kaynak: 1, 2, 3, 4

Tıkla İletişime Geç

Avukatınızı hemen aramak veya Whatsapp üzerinden mesaj göndermek için tıklayın.

Similar Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir